Şehir dışına çıkışın yasak olup olmadığı, denetimli serbestlik müdürlüğünün hakkınızda hangi yükümlülüğü belirlediğine bağlıdır. 5275 s.K. m.105/A'daki "bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma" ya da "belirlenen yer veya bölgelere gitmeme" yükümlülüğü varsa çıkış ihlaldir; yalnızca çalışma veya programa katılma yükümlülüğü varsa mutlak yasak yoktur, denetim planına uyulması gerekir.
Denetimli serbestlikte şehir dışına ve yurt dışına çıkmak yasak mı? 5275 s.K. m.105/A yükümlülükleri, 2025'te gelen onda bir şartı ve ihlalin sonuçları.
Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlülerin en sık sorduğu sorulardan biri, şehir dışına veya yurt dışına çıkıp çıkabilecekleridir. Cevap tek bir kurala bağlı değildir: belirleyici olan, denetimli serbestlik müdürlüğünün hakkında hangi yükümlülüğü belirlediğidir. Bu yazıda 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesindeki yükümlülük türleri, seyahatin bu yükümlülüklerle ilişkisi, ihlalin sonuçları ve 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'la getirilen yeni şart ele alınmaktadır.
Denetimli Serbestlikle İnfazın Hukuki Çerçevesi
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesine göre; açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezanın koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresinin değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.
2025'te gelen yeni şart: 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle birinci fıkraya eklenen cümle uyarınca, hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. Kanun'un geçici 11. maddesi bu düzenlemenin, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmayacağını öngörür; dolayısıyla suç tarihi belirleyicidir.
Maddenin üçüncü fıkrası iki grup için süreyi uzatır: sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler için koşullu salıverilmeye iki yıl, ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyenler için üç yıl kalmış olması yeterlidir. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adli Tıp Kurumundan alınan ya da tam teşekküllü hastane sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan raporla belgelenir. Dördüncü fıkra bir dışlama getirir: adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlüler bu usulden yararlanamaz.
Yükümlülükler: Seyahati Kısıtlayan Hükümler Hangileri?
Maddenin beşinci fıkrası, koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlünün tabi tutulabileceği yükümlülükleri sayar. Denetimli serbestlik müdürlüğü bunlardan bir veya birden fazlasına karar verir:
- Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması.
- Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması.
- Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi.
- Belirlenen programlara katılması.
Seyahat bakımından belirleyici olan ikinci ve üçüncü bentlerdir. Hakkında "bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma" yükümlülüğü konulmuş bir hükümlü, o bölgeden ayrılamaz; şehir dışına çıkış bu yükümlülüğün doğrudan ihlalidir. Yalnızca kamuya yararlı işte çalışma veya programa katılma yükümlülüğü bulunan bir hükümlü bakımından ise mutlak bir şehir dışı yasağı söz konusu değildir; buradaki sınır, çalışma ve katılım takviminin ihlal edilmemesidir.
Kanun'un aradığı ölçüt bu nedenle "şehir dışına çıkmak" değil, yükümlülüklere ve denetim planına uygun davranmaktır. Her seyahat planı, kararda hangi yükümlülüğün yer aldığına bakılarak ve denetimli serbestlik müdürlüğüne önceden bildirilerek değerlendirilmelidir. Müdürlük, hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yükümlülükleri değiştirebilir; bu nedenle iş veya sağlık kaynaklı sürekli seyahat zorunluluğu belgelenerek yükümlülüğün uyarlanması talep edilebilir.
Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesindeki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da kullanmak suçundan hükümlü olanlar, 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. Bu programın takvimi de fiilen seyahati kısıtlar.
Yurt Dışına Çıkış Mümkün mü?
105/A maddesinde yükümlülükler arasında "yurt dışına çıkmamak" sayılmamıştır. Bununla birlikte hükümlü, koşullu salıverilme tarihine kadar cezasını infaz etmekte olan ve denetim altında bulunan bir kişidir; denetim planına uyma, müdürlüğe müracaat ve belirlenen programlara katılma yükümlülükleri fiilen yurt dışında bulunmayı imkânsız kılar. Ayrıca hakkında bölgeyi terk etmeme yükümlülüğü varsa yasak açıktır.
Yurt dışına çıkma yasağı hukuken ayrı bir kurumdur: devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi uyarınca adli kontrol tedbiri olarak uygulanır. Bu nedenle "denetimli serbestliğim bitince yurt dışı yasağım kalkar mı" sorusunun cevabı, yasağın kaynağına bağlıdır. Yasak bir adli kontrol kararından doğuyorsa, ilgili dosyada bu tedbirin kaldırılması gerekir; infazın tamamlanması kendiliğinden sonuç doğurmaz. Talebin muhatabı, tedbire karar veren merci veya infaz aşamasında infaz hâkimliğidir.
Denetimli Serbestlik ile Konutta İnfazı Karıştırmayın
Uygulamada sıkça karıştırılan iki ayrı kurum vardır. Yukarıda anlatılan 105/A maddesi, koşullu salıverilmeye kalan sürenin toplum içinde denetim altında geçirilmesini düzenler. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun'un 110. maddesi "özel infaz usulleri" başlığı altında cezanın konutta çektirilmesini düzenleyen ayrı bir yoldur.
İki kurum arasındaki farklar sonucu doğrudan etkiler. Konutta infazda hükümlünün elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibi öngörülür ve konuttan ayrılma kural olarak mümkün değildir; bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde cezanın konutunda çektirilmesine dair karar infaz hâkimliğince kaldırılır. Ayrıca 110. maddenin uygulandığı hâllerde 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz; iki usul birlikte işlemez. Bu nedenle "elektronik kelepçeyle şehir dışına çıkabilir miyim" sorusunun cevabı, hangi usulle infaz yapıldığına bakılarak verilmelidir.
Her iki usulde de adres, hukuken sonuç doğuran bir unsurdur. Denetim ve gözetimin yürütüldüğü yer adres üzerinden belirlendiğinden, taşınma veya geçici olarak başka bir adreste kalma durumunun önceden ve yazılı olarak bildirilmesi gerekir. Bildirilmeyen adres değişikliği, tebligatın usulüne uygun yapılmış sayılması sonucunu da doğurabileceğinden, hükümlünün haberi olmadan aleyhine işlem yapılmasına yol açabilir.
İhlalin Sonucu: Açık Ceza İnfaz Kurumuna Geri Gönderme
Maddenin altıncı fıkrası üç hâl sayar. Bunlardan birinin gerçekleşmesi durumunda, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezanın infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilir:
- Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi.
- Belirlenen yükümlülüklere, müdürlüğün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, görevlilerin uyarı ve önerileriyle denetim planına uymamakta ısrar etmesi.
- Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi.
İkinci bentteki "ısrar" ölçütü uygulamada önemlidir: tek bir gecikme veya bir kez kaçırılan imza doğrudan iade sonucunu doğurmaz; aranan, uyarılara rağmen sürdürülen aykırı davranıştır. Bu nedenle mazeretin belgelenmesi ve müdürlüğe zamanında bildirilmesi savunmanın temelini oluşturur.
Sekizinci fıkra daha ağır bir sonuç öngörür: müracaat süresinin bitiminden itibaren iki gün geçmesine karşın müracaat etmeyenler ile iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 292 ve 293. maddeleri uygulanır. Yani sonuç yalnızca infazın kapalı biçimde sürmesi değil, ayrı bir suç soruşturmasıdır.
Yedinci fıkra ise yeni suç ihtimalini düzenler: denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılırsa, müdürlüğün talebi üzerine infaz hâkimi açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı verebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilirse, infaza denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına karar verilir.
Yükümlülükleri Yerine Getirenin Kazancı
Sürecin olumlu tarafı da kanunda düzenlenmiştir. 105/A maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 ve 108. maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Yani müdürlükte tutulan kayıtlar yalnızca aleyhe değil, lehe de sonuç doğurur.
Bu nedenle imza ve program devam çizelgelerinin düzenli tutulması, mazeretlerin belgelenmesi ve müdürlükle yazışmaların saklanması, koşullu salıverilme aşamasında hükümlünün yararına olan somut delilleri oluşturur. Uygulamada dosyaların çoğu, hükümlünün elinde hiçbir yazılı kayıt bulunmaması nedeniyle zayıflamaktadır.
Pratik Öneriler
- Kararı okuyun. Hakkınızda hangi yükümlülüklerin belirlendiği denetimli serbestlik müdürlüğü kararında yazılıdır; şehir dışı sorusunun cevabı bu metinde bulunur.
- Her seyahati önceden bildirin. Bildirim yazılı yapılmalı ve kaydı saklanmalıdır. Sonradan yapılan açıklama, ihlal değerlendirmesinde aynı ağırlığı taşımaz.
- Mazereti belgeleyin. Hastalık, cenaze veya iş zorunluluğu gibi durumlarda rapor, belge veya işveren yazısı dosyaya sunulmalıdır.
- Yükümlülüğün değiştirilmesini talep edin. Sürekli seyahat gerektiren bir işte çalışıyorsanız, beşinci fıkranın son cümlesindeki değiştirme imkânı için müdürlüğe başvurun.
- İade kararına itiraz edin. İnfaz hâkimliği kararlarına karşı itiraz yolu açıktır; "ısrar" unsurunun bulunmadığı bu aşamada ileri sürülür.
Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik sürelerinin hesabı için ceza yatarı hesaplama ve denetimli serbestlik yazımıza ve infaz hesaplama aracımıza bakabilirsiniz. Cezanın hiç infaz edilmemesi ihtimalleri için hapis cezasının ertelenmesi ve hapis cezası alırsam cezaevine girer miyim yazılarımız, kaydın sonradan silinmesi için adli sicil kaydının silinmesi yazımız yararlı olacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için HAGB ve sicile etkisi yazımızı inceleyebilirsiniz.
Çalışma alanlarımız için ceza hukuku sayfamızı inceleyebilir, dosyanızla ilgili sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Av. Mete Çelik — İstanbul Barosu, Sicil No: 76236
Sık sorulan sorular
Hayır. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin beşinci fıkrası dört yükümlülük sayar ve müdürlük bunlardan bir veya birkaçına karar verir. Hakkınızda "bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma" veya "belirlenen yer veya bölgelere gitmeme" yükümlülüğü varsa şehir dışına çıkış bu yükümlülüğün ihlalidir. Yalnızca kamuya yararlı işte çalışma veya programa katılma yükümlülüğü varsa mutlak bir yasak yoktur; belirleyici olan denetim planına uygun davranmaktır.
4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle 105/A maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle uyarınca, hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. 5275 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesine göre bu düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz.
105/A maddesine göre açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlüler, talepleri hâlinde infaz hâkimi kararıyla yararlanabilir. Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlülerde bu süre iki yıl, ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyenlerde üç yıldır. Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilenler bu usulden yararlanamaz.
105/A maddesinde yükümlülükler arasında "yurt dışına çıkmamak" sayılmamıştır; ancak müdürlüğe müracaat, denetim planına uyma ve programlara katılma yükümlülükleri fiilen yurt dışında bulunmayı imkânsız kılar. Hakkınızda bölgeyi terk etmeme yükümlülüğü varsa yasak açıktır. Yurt dışına çıkma yasağı hukuken ayrı bir kurumdur ve devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada CMK m.109 uyarınca adli kontrol tedbiri olarak uygulanır.
Yasağın kaynağına bağlıdır. Yasak CMK m.109 kapsamında bir adli kontrol kararından doğuyorsa, ilgili dosyada bu tedbirin kaldırılması gerekir; infazın tamamlanması kendiliğinden sonuç doğurmaz. Talebin muhatabı tedbire karar veren merci ya da infaz aşamasında infaz hâkimliğidir.
105/A maddesinin altıncı fıkrasının (b) bendi, yükümlülüklere ve denetim planına "uymamakta ısrar" edilmesini arar. Tek bir gecikme veya bir kez kaçırılan yükümlülük kendiliğinden iade sonucunu doğurmaz; aranan, uyarılara rağmen sürdürülen aykırı davranıştır. İade kararı, müdürlüğün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından verilir ve karara itiraz edilebilir.
105/A/6-a uyarınca ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat edilmesi gerekir. Sekizinci fıkraya göre bu sürenin bitiminden itibaren iki gün daha geçmesine karşın müracaat edilmezse, hükümlü hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 292 ve 293. maddeleri uygulanır; yani ayrı bir suç soruşturması başlar.
105/A/7'ye göre denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılmışsa, müdürlüğün talebi üzerine infaz hâkimi açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı verebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilirse infaza denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunur.
Bu soru hangi usulle infaz yapıldığına göre cevaplanır. Elektronik cihazla takip, 5275 sayılı Kanun'un 110. maddesindeki konutta infaz usulünde öngörülür ve konuttan ayrılma kural olarak mümkün değildir; yükümlülüklere aykırı hareket hâlinde konutta infaz kararı infaz hâkimliğince kaldırılır. Ayrıca 110. maddenin uygulandığı hâllerde 105/A hükümleri uygulanmaz, iki usul birlikte işlemez.
Hukuki dayanaklar
- 5275 sayılı Kanun Madde 105/A (denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı; yükümlülükler; iade hâlleri)
- 5275 sayılı Kanun Madde 105/A/1 son cümle (7550 s.K. m.13 ile eklenen onda bir şartı; 4.6.2025)
- 5275 sayılı Kanun Geçici Madde 11 (7550 s.K. m.17; onda bir şartının zaman bakımından uygulanması)
- 5275 sayılı Kanun Madde 105/A/5 son cümle (7445 s.K. m.25; TCK m.191 hükümlülerinde tedavi ve rehabilitasyon yükümlülüğü)
- 5275 sayılı Kanun Madde 110 (özel infaz usulleri; konutta infaz, elektronik takip, 105/A ile birlikte uygulanmama)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 292 ve 293 (hükümlünün kaçması; müracaat ve teslim yükümlülüğünün ihlali)
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 109 (adli kontrol; yurt dışına çıkmamak yükümlülüğü)




Soru ve yorumlar
Yorumlar, moderasyon onayından sonra yayımlanır.
Henüz yayımlanmış yorum bulunmuyor.