Bakırköy / İstanbul · Hafta içi 09:00 – 18:00
0 531 993 34 33iletisim@avmetecelik.com
Mete ÇelikHukuk Bürosu
Ceza Hukuku · Bilgilendirme yazısı

Katalog Suçlar Nelerdir? Katalog Suçtan Tutuklanan Biri Ne Zaman Tahliye Olur?

Av. Mete ÇelikAv. Mete Çelik7 dk okuma
Yayınlanma: 16 Eylül 2026
TutuklamaKatalog SuçlarCeza Muhakemesi HukukuAdli Kontrol
Katalog Suçlar Nelerdir? Katalog Suçtan Tutuklanan Biri Ne Zaman Tahliye Olur?
Kısa cevap

Katalog suçlar, CMK m.100/3'te sınırlı sayıda sayılan ve işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunduğunda tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçlardır. Kanun "var sayılır" değil "var sayılabilir" dediği için katalog suç tutuklamayı zorunlu kılmaz; hâkim ölçülülüğü ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağını ayrıca gerekçelendirmek zorundadır.

Katalog suçlar nelerdir? CMK 100/3'ün güncel listesi (2024 eklemeleri dahil), tutuklama karinesi, tutukluluk süreleri, adli kontrol ve tahliye yolları.

Ceza muhakemesinde kişi özgürlüğünü en ağır biçimde kısıtlayan koruma tedbiri tutuklamadır. Uygulamada sıkça duyulan "katalog suç" kavramı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan ve işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunduğunda tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçları anlatır. Bu yazıda listenin güncel hâli, katalog suç olmanın hukuki sonucu, tutukluluk süreleri, adli kontrol ve tahliye yolları ele alınmaktadır.

Katalog Suç Ne Demek? Karine Nasıl İşler?

Kanun'un 100. maddesinin birinci fıkrasına göre tutuklama için iki koşul birlikte gerekir: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni. Aynı fıkra bir de ölçülülük sınırı koyar: işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama nedenleri ikinci fıkrada sayılır: kaçma, saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olgular; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimi. Katalog suçlarda ise üçüncü fıkra devreye girer ve bu nedenlerin var sayılabileceğini öngörür.

Buradaki ifade dikkatle okunmalıdır: kanun "var sayılır" değil, "var sayılabilir" demektedir. Yani katalog suç, tutuklamayı zorunlu kılan bir kural değil, hâkime tanınmış bir takdir imkânıdır. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunmadıkça karine tek başına tutuklamaya dayanak olmaz.

CMK 100/3'teki Güncel Katalog Suç Listesi

Liste sınırlı sayıdadır ve kıyas yoluyla genişletilemez. Türk Ceza Kanunu'nda yer alanlar:

  • Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (m.76, 77, 78).
  • Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (m.79, 80).
  • Kasten öldürme (m.81, 82, 83).
  • Kasten yaralamanın m.86/3-b, e ve f bentlerindeki hâlleri ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (m.87).
  • İşkence (m.94, 95).
  • Cinsel saldırı — birinci fıkra hariç (m.102).
  • Çocukların cinsel istismarı (m.103).
  • Hırsızlık (m.141, 142) ve yağma (m.148, 149).
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (m.188).
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma — iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç (m.220).
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar (m.302, 303, 304, 307, 308).
  • Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (m.309-315).

Özel kanunlarda yer alanlar ve sonradan eklenen bentler:

  • 6136 sayılı Kanun'da tanımlanan silah kaçakçılığı (m.12).
  • Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarındaki zimmet suçu.
  • 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda tanımlanan ve hapis cezası gerektiren suçlar. (Madde metni 4926 sayılı Kanun'a atıf yapmaktadır; bu Kanun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 25. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, aynı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılan Kanun'a yapılan atıflar 5607 sayılı Kanun'a yapılmış sayılır.)
  • 2863 sayılı Kanun'un 68 ve 74. maddelerindeki suçlar.
  • 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 110. maddesinin dört ve beşinci fıkralarındaki kasten orman yakma suçları.
  • 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesinde sayılan suçlar.
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin üçüncü fıkrasındaki suçlar.
  • Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu (12.05.2022 tarihli 7406 sayılı Kanun'la eklendi).
  • Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu (7406 sayılı Kanun'la eklendi).
  • Eğitim personeline karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu — Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarındaki yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticiler ile diğer kamu kurumlarında görev yapan öğretmenler bakımından (10.10.2024 tarihli 7528 sayılı Kanun'la eklendi).

Bu son üç bent, listenin en yeni eklemeleridir; 2022 ve 2024 öncesine ait kaynaklarda yer almadığı için uygulamada gözden kaçabilmektedir.

Tutuklama Yasağı: Hangi Suçlarda Tutuklama Kararı Verilemez?

Maddenin dördüncü fıkrası bir üst sınır koyar: sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Bu yasağın istisnası, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlardır.

Tutuklama Kararında Gerekçe Zorunluluğu

Kanun'un 101. maddesi, kararın nasıl yazılacağını ayrıntıya bağlar. Soruşturma evresinde tutuklamaya savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir ve bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilerek adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre tutuklamaya, tutukluluğun devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda dört husus somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir: kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve — 08.07.2021 tarihli 7331 sayılı Kanun'la eklenen (d) bendi uyarınca — adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı. Bu dördüncü unsurun kararda hiç tartışılmamış olması, itirazda ileri sürülebilecek en somut hukuka aykırılık başlıklarından biridir.

Beşinci fıkra gereğince tutuklama kararlarına itiraz edilebilir. İtirazın nasıl hazırlanacağına ilişkin ayrıntılar için tutuklamaya itiraz dilekçesi yazımıza bakabilirsiniz. Sürecin başlangıcındaki haklar için gözaltı kararına itiraz ve gözaltı hakları yazımız yararlı olacaktır.

Tutuklulukta Geçecek Süreler

Kanun'un 102. maddesi süreleri kademeli olarak belirler:

DurumAzami süreUzatma
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler1 yılZorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek 6 ay
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler2 yılUzatma toplamı 3 yılı geçemez
TCK 2. Kitap 4. Kısım 4., 5., 6. ve 7. Bölüm suçları ile 3713 s.K. kapsamı2 yılUzatma toplamı 5 yılı geçemez
Soruşturma evresi — ağır ceza dışı işler6 ay
Soruşturma evresi — ağır ceza işleri1 yıl
Soruşturma evresi — yukarıdaki özel suçlar ve toplu suçlar1 yıl 6 ayGerekçe gösterilerek 6 ay

Beşinci fıkra çocuklar için ayrı bir ölçek getirir: bu süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından dörtte üç oranında uygulanır. Uzatma kararları, savcının, şüpheli veya sanık ile müdafiin görüşleri alındıktan sonra verilir.

Tutukluluğun Otuz Günlük Denetimi

Tutukluluk, bir kez karar verildikten sonra süresi dolana kadar kendiliğinden sürmez; düzenli olarak denetlenir. Kanun'un 108. maddesine göre soruşturma evresinde, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

Maddenin ikinci fıkrası, bu incelemenin aynı süre içinde şüpheli tarafından da istenebileceğini düzenler. Üçüncü fıkraya göre kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, tutukluluğun devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde re'sen karar verir.

Bu hüküm iki bakımdan önemlidir. Birincisi, otuz günlük incelemenin şüpheli veya müdafi dinlenmeksizin yapılması usule aykırılık oluşturur. İkincisi, her inceleme yeni bir gerekçelendirme fırsatı doğurduğundan, dosyaya sonradan giren lehe deliller ve tamamlanan delil toplama işlemleri bu aşamalarda ileri sürülebilir.

Adli Kontrol ve Güvence: Tutuklamanın Alternatifi

Kanun'un 109. maddesi, 100. maddedeki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebileceğini düzenler. İkinci fıkraya göre, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

Yükümlülükler arasında yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli başvurmak, taşıt kullanamamak ve sürücü belgesini teslim etmek, bağımlılıktan arınma amacıyla tedaviye tabi olmak, hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak, silah bulunduramamak, mağdurun haklarını güvenceye bağlamak, nafakayı düzenli ödeyeceğine dair güvence vermek, konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yerlere gitmemek sayılır. Uygulamada "kefalet" denen kurum, üçüncü fıkranın (f) bendindeki güvence yükümlülüğüdür.

Mahsup bakımından kural, adli kontrolde geçen sürenin cezadan düşülemeyeceğidir. Bunun iki istisnası vardır: tedavi yükümlülüğü ve konutu terk etmeme. 7331 sayılı Kanun'la eklenen cümle uyarınca konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Kesinleşen cezanın infazına ilişkin hesaplama için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Kanun'un 109. maddesinin dördüncü fıkrası ayrıca, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen şüpheli ile gebe olan veya doğumdan itibaren altı ay geçmemiş kadın şüpheli hakkında tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebileceğini öngörür. Yedinci fıkraya göre, kanunda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrol hükümleri uygulanabilir.

Katalog Suçtan Tutuklanan Kişi Ne Zaman Tahliye Olur?

Tahliye, tek bir olaya değil birkaç yola bağlıdır. Tutukluluğun devamına ilişkin kararlara itiraz edilebilir; soruşturmanın seyri içinde kuvvetli suç şüphesini zayıflatan yeni delil ortaya çıkarsa tahliye talebi güçlenir. Delillerin toplanmış ve tanıkların dinlenmiş olması, delil karartma nedenini fiilen ortadan kaldırdığı için ayrıca ileri sürülür. Sürelerin dolması hâlinde salıverme zorunludur; bu durumda adli kontrol uygulanabilir. Adli kontrolün yeterli olacağının gösterilmesi ise 101. maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi karşısında en etkili argümanlardan biridir.

Mahkûmiyet hâlinde sürecin nasıl işlediği, denetimli serbestlik ve koşullu salıverme için ceza yatarı hesaplama ve denetimli serbestlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için HAGB ve sicile etkisi, hakkında yakalama kararı bulunanlar için yakalama kararı nedir yazılarımıza bakabilirsiniz.

Çalışma alanlarımız için ceza hukuku ve Bakırköy ceza avukatı sayfalarımızı inceleyebilir, dosyanızla ilgili sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Av. Mete Çelik — İstanbul Barosu, Sicil No: 76236

Sık sorulan sorular

Hayır. CMK m.100/3 katalog suçlarda tutuklama nedeninin "var sayılabileceğini" düzenler; "var sayılır" demez. Ayrıca m.100/1 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Somut delil yoksa karine tek başına tutuklamaya dayanak olmaz.

Hukuki dayanaklar

Önemli not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut durumunuz için ön görüşme talep ederek değerlendirme alabilirsiniz.

Konunuzu değerlendirelim

Ceza Hukuku konularında ön görüşme talep edebilirsiniz.

Soru ve yorumlar

Yorumlar, moderasyon onayından sonra yayımlanır.

Yorumlar moderasyon sonrası yayımlanır.

Henüz yayımlanmış yorum bulunmuyor.