Genel bakış
İdari işlemlerde tebliğ tarihi, işlemi yapan makam ve başvurulabilecek yol dosyanın başlangıç noktasını oluşturur. İdareye başvuru, itiraz ve dava süreleri birbirini etkileyebildiği için karar metni ve tebligat görülmeden yol haritası kurulmaz.
İdare hukuku hizmet kapsamı
İptal ve tam yargı davaları, memur disiplin ve özlük işlemleri, imar ve ruhsat uyuşmazlıkları, kamulaştırma, idari para cezaları, vergiye bağlı idari işlemler ve kamu hizmetinden doğan zararlar bu kapsamda incelenir. İşlemin düzenleyici veya bireysel niteliği ile özel başvuru yolu ayrıca değerlendirilir.
İlk incelemede gerekli bilgi ve belgeler
İdari işlem veya kararın tam metni, tebligat zarfı ve tebliğ tarihi
İdareye verilmiş dilekçeler, başvuru numarası ve kurum cevapları
Tutanak, rapor, ruhsat, imar belgesi, disiplin veya personel dosyası evrakı
Zararı gösteren ödeme, sağlık, değerleme ve diğer belgeler
Varsa önceki dava, itiraz, kurul veya üst makam kararları
Karar noktaları ve süre riskleri
İşlemin niteliği: Kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem, hazırlık işlemi, eylem veya sözleşme ayrımı yapılır.
Ön başvuru: Zorunlu idari başvuru, üst makama itiraz veya özel kanundaki yol kontrol edilir.
Süre ve görev: Tebliğ, öğrenme ve idari cevap tarihleri üzerinden görevli mahkeme ile dava süresi belirlenir.
Geçici koruma: İşlemin uygulanması telafisi güç zarar doğuracaksa yürütmenin durdurulması koşulları somut gerekçeyle değerlendirilir.
Dosya ve sonuç: İdari dosyanın getirtilmesi, bilirkişi veya keşif ihtiyacı ve kararın idarece uygulanması takip edilir.
İdari yargıda süreler çoğunlukla kamu düzenindendir ve özel kanunlarda farklılaşabilir. Kuruma dilekçe vermenin her durumda dava süresini durdurduğu varsayılmamalıdır.
Sık yapılan hatalar
Kararın yalnız özetini saklayıp tam metin ve tebligat zarfını kaybetmek
Başvuruyu kayıt numarası almadan veya yetkisiz makama yapmak
İdarenin cevap vermesini beklerken dava süresini ayrıca kontrol etmemek
İptal davası ile tazminat talebinin şartlarını birbirine karıştırmak
Yürütmenin durdurulması talebini somut zarar ve hukuka aykırılık gerekçesi olmadan ileri sürmek
Resmî dayanaklar
Resmî kaynak kontrolü: Mevzuat bağlantıları 20 Temmuz 2026 tarihinde kontrol edilmiştir. Özel kanun, işlem tarihi ve tebligat somut dosyada ayrıca incelenir.
İlgili içerikler
Kamulaştırma ve imar bağlantısında gayrimenkul hukuku ile birlikte inceleme yapılabilir.
İdari davada süreler: 2021'de kısalan üç süre
İdari yargıda hak kaybının en sık sebebi süredir. Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gündür (İYUK m.7). Süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adresi belli olmayanlara ilan yoluyla bildirim yapılan hâllerde süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra işlemeye başlar.
Buna karşılık idareye başvuruya bağlı süreler 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanun ile altmış günden otuz güne indirilmiştir. Bugün hâlâ birçok kaynakta eski altmış günlük süre yazdığı için bu değişiklik yakından takip edilmelidir:
İdari makamların sükutu (m.10): ilgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilir. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bitiminden itibaren dava açma süresi içinde dava açılabilir. Otuz gün içinde verilen cevap kesin değilse ilgili bunu ret sayıp dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu takdirde dava açma süresi işlemez, ancak bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Bu süre de aynı değişiklikle altı aydan dört aya indirilmiştir.
Üst makama başvuru (m.11): idari dava açılmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, dava açma süresi içinde üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenebilir. Bu başvuru işlemeye başlamış dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Kritik ayrıntı şudur: ret veya reddedilmiş sayılma hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. Yani başvuru süreyi sıfırlamaz, yalnız durdurur.
Tam yargı davasında ön başvuru (m.13): idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin dava açmadan önce, eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir. İstek kısmen veya tamamen reddedilirse tebliği izleyen günden, otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açılabilir.
Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargıda açılacak davada idareye başvurma şartı aranmaz (m.13/2).
Yürütmenin durdurulması: iki şart birlikte aranır
Danıştay'da veya idari mahkemelerde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz (İYUK m.27). Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması
İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
Karar, kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra ve gerekçe gösterilerek verilir. Kararda, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğunun ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların nelerin olduğunun belirtilmesi zorunludur. Yalnızca ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş olması, tek başına yürütmeyi durdurma gerekçesi olamaz.
Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemler savunma alınmaksızın da durdurulabilir. Ancak 21/2/2014 tarihli 6526 sayılı Kanun ile eklenen cümle uyarınca kamu görevlileri hakkındaki atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirme işlemleri, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz. Bu, memur davalarında sık karşılaşılan bir usul sınırıdır.
Diğer pratik kurallar:
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir. İtiraz mercii dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
Yürütmenin durdurulmasına dair kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır; bu dosyalar öncelikle incelenir.
Kararlar teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalananlardan teminat alınmaz.
Vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlığından doğan davanın açılması, dava konusu edilen bölümün tahsil işlemlerini durdurur; ayrıca yürütmenin durdurulması istemeye gerek kalmaz. İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ile tahsilat işlemlerinden doğan davalar bunun istisnasıdır.
Kararı kazanmak yetmez: uygulanması da bir süreye bağlıdır
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez (İYUK m.28).
Karara göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hâllerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir; kamu görevlisine karşı doğrudan dava açılmaz.
Para ödemesi gereken davalarda hükmedilen miktar ile vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin yazılı olarak bildireceği banka hesap numarasına aynı usul ve süreler içinde yatırılır; süresinde ödenmezse genel hükümlere göre icra edilir. Tazminat ve vergi davalarında kararın tebliği ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında faiz ödenir. Ancak kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre için faiz işlemez; hesap numarasının gecikmesi doğrudan davacının aleyhine sonuç doğurur.
2 Temmuz 2026 tarihli değişiklik: 7588 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle m.28'e eklenen cümle uyarınca; Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet teşkilatları ve Millî İstihbarat Teşkilatı personeli ile ilgili belirli davalarda, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesine karşı açılan davalarda ve 375 sayılı KHK geçici 35. madde uyarınca tesis edilen işlemlere yönelik davalarda göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir. Bu grup dosyalarda ilk derece kararının tek başına göreve dönüş sağlamayacağı baştan hesaba katılmalıdır.
Kaynak ve güncellik: Bu bölümdeki madde metinleri ve değişiklik tarihleri 26 Temmuz 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı mevzuat sisteminden doğrulanmıştır. Sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; tebliğ tarihi ve süre hesabı somut dosyada ayrıca yapılır.
Hizmet verdiğimiz başlıca konular
Süreç nasıl işler?
İşlem ve Tebligat İncelemesi
İdari kararın dayanağını, tebliğ tarihini ve dava süresini belirleriz.
İdari Başvuru
Zorunlu veya yararlı başvuruları hazırlayarak ilgili kamu kurumuna sunarız.
İptal veya Tam Yargı Davası
Yürütmenin durdurulması dahil dava taleplerini delilleriyle birlikte mahkemeye taşırız.
Kararın Uygulanması
Mahkeme kararının idare tarafından süresinde ve eksiksiz uygulanmasını takip ederiz.
Sık sorulan sorular
Özel kanunda farklı bir süre yoksa idare mahkemelerinde genel dava açma süresi yazılı bildirimi izleyen günden itibaren 60 gündür. Vergi mahkemelerinde genel süre 30 gündür.
İşlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte bulunması halinde talep edilebilir.
Evet. İtiraz yolu bulunan cezalarda idari itiraz değerlendirilebilir; kesinleşen disiplin cezasına karşı süresi içinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Kamu hizmetinin kusurlu işlemesi veya idari işlem nedeniyle doğan zararlar için önce gerekli idari başvuru yapılır, sonuç alınamazsa tam yargı davası açılabilir.
İdarenin işlem veya eylemi nedeniyle maddi ya da manevi zarar doğmuşsa şartları varsa tam yargı davası açılabilir. Zarar, kusur veya kusursuz sorumluluk ve illiyet bağı değerlendirilir.
Cezanın dayanağı, tebliğ tarihi, yetkili kurum ve özel kanun hükümlerine göre itiraz veya dava yolu bulunabilir. Süre ve başvuru mercii dosyaya göre belirlenir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Durumunuza özel değerlendirme için lütfen ön görüşme talep edin.