Ecrimisil, taşınmazı hukuki dayanağı olmaksızın kullanan kötüniyetli zilyetten istenen haksız işgal tazminatıdır. Dayanağı TMK m.995'tir; iyiniyetli zilyet TMK m.993 uyarınca tazminat ödemez. Miktar sabit bir formülle değil, keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenir: en azı emsal kira geliri, en çoğu tam kâr yoksunluğudur. Talep, 25.05.1938 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca dava tarihinden geriye beş yıllık dönemle sınırlıdır. Paydaşlar arasında kural olarak önce intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranır.
Ecrimisil (işgal tazminatı) davası nedir ve nasıl hesaplanır? Taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle açılan geriye dönük 5 yıllık ecrimisil hesabı ve zamanaşımı.
Bir taşınmazın maliki olduğunuz hâlde o taşınmazı kullanamıyorsanız, arsanıza izinsiz konteyner konulmuşsa, daireniz kira ödenmeden kullanılıyorsa ya da hisseli tapuda ortaklardan biri taşınmazı tek başına kullanıp geliri kendisine ayırıyorsa, uğradığınız kaybın karşılığını ecrimisil adı verilen tazminatla isteyebilirsiniz. Halk arasında haksız işgal tazminatı denilen bu talep, taşınmazın hukuki bir dayanak olmaksızın kullanılmasının parasal karşılığıdır. Bu yazıda ecrimisilin kanuni dayanağını, hesabında hangi ölçütlerin kullanıldığını, zamanaşımını ve paydaşlar arasındaki uyuşmazlıklarda uygulamanın en çok karıştırdığı intifadan men koşulunu, güncel kanun metinleri ve Yargıtay kararları üzerinden ele alıyoruz.
Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) nedir?
Ecrimisil, bir taşınmazı kullanmaya hakkı olmayan kişinin, o taşınmazı hukuki bir sebebe dayanmadan elinde bulundurması nedeniyle hak sahibine ödemesi gereken tazminattır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 8.3.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanarak fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceğini, “haksız bir eylem sayılması gerektiği” ve bir zarar doğmuşsa bunun tazmin ettirileceğini vurgulamıştır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E.2004/1772, K.2004/2156, T.03.03.2004).
Bu nitelendirmenin pratik sonucu şudur: ecrimisil bir kira alacağı değildir. Taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığı için kira hükümleri değil, haksız zilyetliğe ilişkin kurallar ve haksız fiil ilkeleri uygulanır. Aynı kararda ecrimisilin kapsamını belirleyen üç kalem sayılmıştır: haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklindeki olumlu zarar, kullanmadan doğan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda.
Ecrimisilin yasal dayanağı hangi maddedir?
Ecrimisilin doğrudan dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 995. maddesidir. Madde şöyledir: “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.”
Bu tazminatın istenebilmesi için önce taşınmazın kime ait olduğunun ve el atmanın haksız olduğunun ortaya konması gerekir. Bunun aracı TMK m.683’tür: “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” Uygulamada iki talep çoğu kez birlikte ileri sürülür: el atmanın önlenmesi ile işgal geleceğe yönelik olarak durdurulur, ecrimisil ile geçmişteki kullanımın karşılığı istenir.
İyiniyetli zilyetten de ecrimisil istenebilir mi?
Hayır. Bu ayrım makalenin omurgasıdır ve pratikte davanın kaderini belirler. TMK m.993 uyarınca “İyiniyetle zilyedi bulunduğu şeyi, karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, o şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı bu yüzden herhangi bir tazminat ödemek zorunda değildir.” Yani taşınmazı gerçekten kendi hakkına dayandığını düşünerek kullanan kişi, sonradan haksız çıksa bile kural olarak ecrimisil ödemez.
Dahası, TMK m.994 iyiniyetli zilyede bir de talep hakkı tanır: yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir ve bu ödenene kadar taşınmazı geri vermekten kaçınabilir. Buna karşılık kötüniyetli zilyet, TMK m.995’in ikinci fıkrası gereği yalnızca hak sahibi için de zorunlu olan giderlerin tazminini isteyebilir. Bu nedenle ecrimisil davasında en kritik ispat konusu, karşı tarafın taşınmazın kendisine ait olmadığını bildiği ya da bilmesi gerektiğidir.
Ecrimisil davasının şartları nelerdir?
- Davacının hak sahibi olması: Davayı açanın malik, paydaş veya taşınmaz üzerinde yararlanma yetkisi veren sınırlı ayni hak sahibi olması gerekir.
- Kullanımın hukuki dayanaktan yoksun olması: Karşı tarafın kira sözleşmesi, intifa hakkı, tahsis kararı gibi geçerli bir sebebi bulunmamalıdır.
- Zilyedin kötüniyetli olması: TMK m.993 ile m.995 arasındaki ayrım gereği iyiniyetli zilyetten ecrimisil istenemez.
- Talebin miktar ve döneminin belirlenmesi: Hangi tarihler arası için, hangi taşınmaz ya da bölüm bakımından talepte bulunulduğu açıkça gösterilmelidir.
Ecrimisil bedeli nasıl hesaplanır?
Ecrimisilin sabit bir formülü yoktur; miktar keşif ve bilirkişi incelemesiyle takdir edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin yapması gereken işi şöyle tarif etmiştir: “ecrimisil tazminatının en azının kira geliri, en çoğunun da tam kâr yoksunluğu olduğu dikkate alınıp, taşınmazın bulunduğu bölge, kullanma biçimi göz önünde bulundurularak konusunda uzman bilirkişi kurulundan alınacak rapor doğrultusunda hüküm kurmak” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2008/15-76, K.2008/138, T.20.02.2008).
Yani emsal kira bedeli bir alt sınır işlevi görür; taşınmazın niteliğine göre bunun üzerine çıkılabilir. Aşağıdaki tablo, yargı kararlarında hesaba katılan başlıca unsurları toplu olarak gösterir.
| Hesap unsuru | Neyi etkiler | Kaynak |
|---|---|---|
| Emsal kira bedeli | Ecrimisilin en az miktarını belirler; varsa taşınmazın önceki kira sözleşmesi öncelikle esas alınır | HGK E.2008/15-76; Danıştay 4. Daire E.2025/2869 |
| Taşınmazın konumu, niteliği ve kullanım şekli | Arsa, konut, tarım arazisi veya ticari işletme olmasına göre bedeli değiştirir | HGK E.2008/15-76; Danıştay 4. Daire E.2025/2869 |
| İşgalcinin elde ettiği gelir | Taşınmaz kiraya verilmiş veya işletiliyorsa üst sınıra doğru yaklaşılır | Danıştay 4. Daire E.2025/2869 |
| Kullanmadan doğan eskime ve yıpranma | Kira karşılığı zararın yanında ayrı bir olumlu zarar kalemi oluşturur | Yargıtay 1. HD E.2004/1772 |
| Yoksun kalınan fayda (kâr yoksunluğu) | Ecrimisilin üst sınırını belirler | HGK E.2008/15-76; Yargıtay 1. HD E.2004/1772 |
| Altyapı, ulaşım ve bölgedeki gelişmeler | Emsal kira bedelinin somut taşınmaza uyarlanmasında düzeltme sağlar | Danıştay 4. Daire E.2025/2869 |
Kamu taşınmazlarına ilişkin bir uyuşmazlıkta Danıştay 4. Dairesi, hesabın hangi çerçevede yapılacağını şöyle özetlemiştir: “taşınmazın mevkii, kullanım şekli, elde edilen gelir, altyapı, ulaşım kolaylığı, varsa önceki dönem kira ve emsal ecrimisil bedelleri gibi tüm faktörlerin etkili olduğu, öncelikle de kira bedellerinin dikkate alınması gerektiği” (Danıştay 4. Daire, E.2025/2869, K.2025/6570, T.10.12.2025). Bilirkişi raporunun emsallerinin somut taşınmazla aynı yer ve mahalde olması, uygulamada en sık tartışılan itiraz konusudur. Taşınmaz değerinin bilirkişi eliyle belirlendiği benzer bir süreç için kamulaştırma bedelinin belirlenmesi ve itiraz yolları yazımızı inceleyebilirsiniz. Dava açarken ödeyeceğiniz nispi harcı önceden görmek için dava harcı hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Ecrimisilde zamanaşımı kaç yıldır?
Ecrimisil alacağında uygulanan beş yıllık süre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükmünden değil, içtihattan gelir. TBK m.146 “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir” der; TBK m.147’de beş yıllık zamanaşımına tabi tutulan alacaklar tek tek sayılmış olup bu listede ecrimisil yer almaz. Buna karşılık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup; bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar” demiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2008/3-45, K.2008/103, T.06.02.2008).
İkinci ve çok gözden kaçan nokta şudur: zamanaşımı bir def’idir. TBK m.161 açıktır: “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.” Aynı Hukuk Genel Kurulu kararında, cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı def’inin, davacı savunmanın genişletilmesine karşı çıkmadığı için incelenebileceği kabul edilmiştir. Süre konusundaki genel çerçeve için zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki farkı ele aldığımız yazımıza bakabilirsiniz.
| Talep | Süre | Sürenin işleyişi | Kaynak |
|---|---|---|---|
| Ecrimisil (haksız işgal tazminatı) | Beş yıl | Dava tarihinden geriye doğru işler; daha eski dönem def’i ileri sürülürse istenemez | YİBK 25.05.1938, 29/10; HGK E.2008/3-45 |
| Zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi | Taraf ileri sürmedikçe dikkate alınmaz | Hâkim kendiliğinden gözetemez | TBK m.161 |
| El atmanın önlenmesi | Zamanaşımına bağlı değildir | El atma sürdüğü sürece istenebilir | TMK m.683 |
| Kamu taşınmazında idari yolla ecrimisil | Beş yılı geçmemek üzere | Dava tarihinden değil, tespit tarihinden geriye doğru | 2886 sayılı Kanun m.75 |
Paydaşlar birbirinden ecrimisil isteyebilir mi?
Hisseli tapularda kural, paydaşların birbirinden doğrudan ecrimisil isteyememesidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu kuralı ve koşullarını şöyle ifade etmiştir: “Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2018/3918, K.2019/9109, T.16.10.2019).
Aynı kararda iki önemli düzeltme yapılmıştır. Birincisi, bildirimin yazılı olması zorunlu değildir; tanık ve yemin dâhil her türlü delille ispatlanabilir. İkincisi, “Kira bedeli istenmesi de intifadan men anlamına gelir”; yalnızca kira talep eden bir ihtarname gönderilmiş olması, taşınmazdan yararlanma isteğinin bildirilmediği anlamına gelmez. Buna karşılık ispat kolaylığı bakımından noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi uygulamada tercih edilen yoldur; hazır bir metin için miras kalan ev için ecrimisil ihbarname örneği yazımızdan yararlanabilirsiniz. Miras ortaklığında taleplerin kim tarafından ileri sürüleceği sorunu için miras ortaklığına temsilci atanması konusunu da değerlendirmek gerekir.
İntifadan men koşulu hangi hâllerde aranmaz?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, istisnaların her davada ayrıca değerlendirileceğini belirterek başlıcalarını şöyle saymıştır: taşınmazın bağ, bahçe, işyeri gibi doğal ürün veren ya da kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması; paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddia edip diğerlerinin paydaşlığını inkâr etmesi; paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı bölümün belirli bulunması; davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılmış olması. Karar “Bu ayrık durumlarda intifadan men koşulu aranmaz” demektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2013/6394, K.2013/7328, T.06.05.2013).
Aynı kararda ayrıca, daha önce açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası varsa, o davaya konu taşınmazlar bakımından intifadan men koşulunun dava dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği tarih itibarıyla gerçekleşmiş sayılacağı belirtilmiştir. Bu, ecrimisil isteyebileceğiniz dönemin başlangıcını doğrudan etkiler.
Ecrimisil davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Ecrimisil bir malvarlığı hakkına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 uyarınca “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” Yetki bakımından HMK m.6’daki genel kural gereği davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ecrimisil haksız eylem niteliğinde görüldüğünden HMK m.16 da uygulanır: haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Uyuşmazlığınızın niteliğini birlikte değerlendirmek isterseniz gayrimenkul hukuku alanındaki çalışmalarımız üzerinden bize ulaşabilirsiniz.
Ecrimisil davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?
Taşınmaz uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk, 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesiyle düzenlenmiştir. Madde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dört grup uyuşmazlıkta zorunlu kılar: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar. Bu sayımda ecrimisil yer almaz.
Buna karşılık ecrimisil talebi başka bir kanuni düzenleme nedeniyle arabuluculuk kapsamına girebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ticari nitelikteki bir ecrimisil ve el atmanın önlenmesi davasında, el atmanın önlenmesinin arabuluculuğa tabi olmadığını belirterek “arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tazminat davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından” ilk derece mahkemesinin usulden ret kararını bozmuştur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2025/1956, K.2025/2914, T.16.09.2025). Somut olayınızda talebin hangi hukuki ilişkiden doğduğu, arabuluculuk zorunluluğunu doğrudan belirler.
Taşınmaz Hazine’ye veya belediyeye aitse ecrimisil nasıl istenir?
Taşınmaz kamuya aitse süreç tümüyle değişir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m.75, Devletin özel mülkiyetindeki veya hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların işgali hâlinde fuzuli şagilden, üç kişilik komisyonca “tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil” isteneceğini düzenler. 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15 ise “2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesi hükümleri belediye taşınmazları hakkında da uygulanır” demektedir. Bu yolla istenen ecrimisile karşı gidilecek yargı kolu ve izlenecek usul, özel kişiler arasındaki davadan farklıdır. Konunun ayrıntısını gecekondu ve kaçak yapılarda ecrimisil yazımızda ele aldık.
Sonuç
Ecrimisil davasında sonucu belirleyen üç eşik vardır: karşı tarafın kötüniyetli zilyet olduğunun ortaya konması, talep edilen dönemin dava tarihinden geriye doğru beş yıl içinde kalması ve paydaşlar arasındaki uyuşmazlıklarda intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olması. Bunlardan biri eksik kalırsa, hesaplama ne kadar doğru yapılırsa yapılsın talep karşılıksız kalabilir. Taşınmazınıza ilişkin somut durumu ve elinizdeki belgeleri birlikte değerlendirmek isterseniz iletişim sayfamızdan bize yazabilirsiniz.
Yasal Sorumluluk Reddi: Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye veya mütalaa niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut şartları ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Av. Mete Çelik — İstanbul Barosu Sicil No: 76236
Sık sorulan sorular
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2008/3-45, K.2008/103 sayılı kararında belirtildiği üzere, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabidir ve bu süre dava tarihinden geriye doğru işler. Ancak zamanaşımı bir def'idir: TBK m.161 uyarınca taraf ileri sürmedikçe hâkim kendiliğinden göz önüne alamaz.
İstenemez. TMK m.993 uyarınca, zilyedi bulunduğu şeyi karineyle mevcut hakkına uygun şekilde kullanan iyiniyetli zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu kişiye tazminat ödemek zorunda değildir. Ecrimisil yükümlülüğü TMK m.995 ile yalnızca iyiniyetli olmayan zilyede yüklenmiştir. Bu nedenle davada karşı tarafın kötüniyetli olduğunun ortaya konması gerekir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E.2018/3918, K.2019/9109 sayılı kararına göre koşulun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen dönemden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi yeterlidir. Aynı kararda yazılı delil bulunmasının zorunlu olmadığı, koşulun yemin dâhil her türlü delille ispatlanabileceği ve kira bedeli istenmesinin de intifadan men anlamına geldiği belirtilmiştir.
Sabit bir formül yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2008/15-76, K.2008/138 sayılı kararında, ecrimisil tazminatının en azının kira geliri, en çoğunun tam kâr yoksunluğu olduğu; taşınmazın bulunduğu bölge ve kullanma biçimi göz önünde bulundurularak uzman bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulacağı belirtilmiştir. Emsal kira bedeli alt sınır işlevi görür.
6325 sayılı Kanun m.18/B, dava şartı arabuluculuğu kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarla sınırlı tutmuştur; ecrimisil bu sayımda yer almaz. Talebin ticari dava niteliği taşıması gibi başka düzenlemeler nedeniyle arabuluculuk gündeme gelebilir; bu nedenle somut ilişkinin niteliği belirleyicidir.
TMK m.683 uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Mülkiyet hakkına dayanan bu talep, el atma sürdüğü sürece ileri sürülebilir. Ecrimisil ise geçmiş dönemi kapsadığından beş yıllık sınırlamaya tabidir.
Hukuki dayanaklar
- TMK m.995: "İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır." (4721 s.K.)
- TMK m.993: İyiniyetli zilyedin, şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kimseye karşı tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığı kuralı (m.994 iyiniyetli zilyedin gider alacağı; m.683 istihkak ve el atmanın önlenmesi).
- TBK m.161: "Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz." (m.146 on yıllık genel zamanaşımı; m.147 beş yıllık zamanaşımına tabi alacakların sayımı — ecrimisil bu listede yer almaz.)
- Yargıtay HGK, E.2008/3-45, K.2008/103, T.06.02.2008: 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ecrimisil davalarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu; sürenin dava tarihinden geriye doğru işlediği.
- Yargıtay HGK, E.2008/15-76, K.2008/138, T.20.02.2008: Ecrimisil tazminatının en azının kira geliri, en çoğunun tam kâr yoksunluğu olduğu; bölge ve kullanma biçimi gözetilerek bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulacağı.
- Yargıtay 8. HD, E.2018/3918, K.2019/9109, T.16.10.2019: Paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemez; koşul dava şartıdır, re'sen gözetilir, yemin dâhil her delille ispatlanır; kira bedeli istenmesi de intifadan men sayılır.
- Yargıtay 3. HD, E.2013/6394, K.2013/7328, T.06.05.2013: İntifadan men koşulunun aranmadığı ayrık durumlar; ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazlarda koşulun dava dilekçesinin tebliğ tarihi itibarıyla gerçekleşeceği.
- Yargıtay 1. HD, E.2004/1772, K.2004/2156, T.03.03.2004: 8.3.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceği, haksız eylem sayılacağı ve ecrimisilin kapsamını belirleyen üç zarar kalemi.
- Yargıtay 6. HD, E.2025/1956, K.2025/2914, T.16.09.2025: TİCARİ davada, TTK m.5/A uyarınca arabuluculuğa tabi olmayan müdahalenin men'i davasıyla birlikte açılan ecrimisil (tazminat) talebinin de dava şartı arabuluculuğa tabi olmayacağı.
- 6325 sayılı Kanun m.18/B (Ek: 28/3/2023-7445/37 md.): Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki dört uyuşmazlık grubu sayılmıştır; ecrimisil bu sayımda yer almaz.




Soru ve yorumlar
Yorumlar, moderasyon onayından sonra yayımlanır.
Henüz yayımlanmış yorum bulunmuyor.